Annemin Maceraları Shrek'in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele tutuşmuş Shrek ve Fiona'yı o mesafeden gören, annem: -- Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi? diye sordu! Seçememiş gözleri?).
Alfabe Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: -- Örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi? deme cesaretini gösterdiği için. Annem! -- Bu taraf bitti, diye CD'yi arkasına çeviren ve sonra da: --Bu CD çalar çalışmıyor! diye feryat eden anneme alkış az geliyor!
Modem Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneannem: -- Bu ne? diye sordu. Ben de kolay anlasın diye: -- Hani benim bilgisayarım var ya onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu, diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni: -- Yani modem bu, dedi ve konu kapandı...
Yaz Okulu Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite öğrencisine gelsin. Bu yaratıcılığa şapka çıkartılır.
Beyin göçü Tiki olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim midibüsünde yanındaki arkadaşına dert yanmaktadır: -- Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS'ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika'ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!! Sen git, masrafları ben karşılıyorum.
Alman yazar Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp: -- Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır, diyen hocasına: -- Niye, kâğıt bulamamış mı? yanıtını veren arkadaşa gönderelim.
Düz mantık Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ''Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ''Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız.
İngilizce yazılısı Bir alkış da ingilizce sınavında 'Nice ........' şeklindeki boşluğu 'Nice mutlu yıllara!' şeklinde dolduran, dahi mi aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum. Hügo'lar Beşledi Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo'ya 'Beşinci Hugo' diyen arkadaşımıza gelsin. Ne zaman? Kardeşim karne almıştı. Fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu; -- Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin. Uyarılar özellikle babama yönelikti; -- Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma. Babam daha fazla dayanamadı ve sordu: -- Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?
Havale Bankada gişe önünde işlemimin yapılmasını beklerken, yanımdaki gişe de işlem yaptıran yaşlı teyzeye, görevli kadın soruyor: -- Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?' Teyzem yanıt veriyor: -- Bu paranın hayrını görme İnşallah! yazalım.
Lamba Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettirecek anons: -- Bacım o geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa!! Hacim nedir? Öğretmen bir arkadaşımdan naklen; 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: -- Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız. Öğrencimizden gelen yanıt: -- Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim? Asabi Polis Hareketli Bağdat Caddesi akşamında, polis ağabeylerimiz rutin olduğu üzere devriye gezmektedir. Işıklarda müşteri bekleyen taksiye yaklaşılır ve anonsla; -- Ticari, bekleme, devam et! Camdan eliyle '1 saniye' işareti yapan taksiciye, daha güçlü ve sert ikinci anons gelir: -- Ticari, benne pölümüye girme! Devam et dedik!
Neden olmasın 5 yaşındaki yeğenime babası soruyor: -- Büyüyünce ne olacaksın kızım? -- Asena olacağım babacım; sen ne olacaksın? Babası gayet sakin yanıt veriyor: -- Katil!! İkisine de meslek yaşamlarında başarılar diliyorum
Logged
Hiç Farkettin mi ? Sana hissettirmeden basit bir dikiz aynandan binlerce km yol akıyor, hayat aslında çabuk geçiyor...
Müşteri : merhaba, ben Ayşe. Disketimi yuvasından çıkaramıyorum da... Teknik destek servisi: Çıkartma düğmesine bastınız, değil mi? Müşteri : Elbette. Sıkıştı herhalde. Tek.Des: Tamam hanımefendi, not alıyorum. Bir arkadaş gelir bakar. Müşteri : Bi dakka! Disketi henüz yuvasına koymamışım, masanın üzerinde duruyor. Afedersiniz.
***
Tek.Des: Nasıl bir bilgisayarınız var Ömer bey? Müşteri : Beyaz
***
Tek.Des: Ekranınızın solundaki 'Bilgisayarım' ikonunu tıklar mısınız? Müşteri : Sizin solunuz mu, benim solum mu?
***
Tek.Des: Günaydın. Size nasıl yardımcı olabilirim? Müşteri : Merhaba. Yazıcım çalışmıyor da... Tek.Des: Anladım. 'Başlat' tuşuna basar mısınız? Müşteri : Bak dostum! Ben Bill Gates değilim. Bana öyle teknik konuşma!
***
Müşteri : Merhaba. Ben Aysu. Bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Her deneyişimde 'yazıcı bulunamıyor' diye bir ikaz yazısı çıkıyor. Yazıcıyı kaldırdım ekranın önüne koydum, hâlâ 'yazıcı bulunamıyor' diyor.
***
Müşteri : Yazıcımdan renkli çıktı alamıyorum. Bir şeyi eksik mi yapıyorum acaba? Tek.Des: Yazıcınız renkli mi? Müşteri : Aaah! Afedersiniz ya...
***
Tek.Des: Şimdi ekranınızın üzerinde ne var hanımefendi? Müşteri : Eşimin doğum günümde hediye ettiği ayıcık. Niye?
***
Müşteri : Klavyem çalışmıyor. Tek.Des: Bilgisayara bağlı mı acaba? Müşteri : Bilgisayaın arkasına ulaşamıyorum. Tek.Des: Klavyenizi elinize alın ve on adım geri gidin. Müşteri : Tamam. Tek.Des: Klavye sizinle geldi mi? Müşteri : Evet. Tek.Des: Bu, klavyeniz bilgisayara bağlı değil demek oluyor. Müşteri : A-a! Masada bir klavye daha var... Hah! Bu çalışıyor.
***
Tek.Des: Şifrenizi söylüyorum: küçük c, büyük a, küçük n, 7 Müşteri : 7 büyük mü, küçük mü?
***
Müşteri : Nete giremiyorum. (dial-up dönemi) Tek.Des: Parolanızı doğru girdiniz mi acaba? Müşteri : Tabi. Arkadaşımın girdiği parolanın aynısı girdim. Tek.Des: Arkadaşınızın girdiği parola neydi? Müşteri : Beş yıldız.
***
Tek.Des: Hangi anti-virüs programını kullanıyorsunuz efendim? Müşteri : Windows Tek.Des: O anti-virüs programı değil efendim. Müşteri : Afedersiniz; internet explorer`dı.
***
Müşteri : Çok büyük bir problemim var. Arkadaş bilgisayarıma bir ekran koruyucu koydu. Ama mouse`ı oynatınca kayboluyor ya!
***
Tek.Des: Buyurun efendim? Müşteri : Eee! İlk defa mail gönderiyorum da... Tek.Des: Tamaam! Ben size yardım edeyim. Müşteri : Adresteki 'a'yı yazdım da, çevresine daireyi nasıl çizeceğim?
Logged
Hiç Farkettin mi ? Sana hissettirmeden basit bir dikiz aynandan binlerce km yol akıyor, hayat aslında çabuk geçiyor...
Müşteri : Nete giremiyorum. (dial-up dönemi) Tek.Des: Parolanızı doğru girdiniz mi acaba? Müşteri : Tabi. Arkadaşımın girdiği parolanın aynısı girdim. Tek.Des: Arkadaşınızın girdiği parola neydi? Müşteri : Beş yıldız
Rezervasyon yaptırmak veya uçuşlar hakkında bilgi almak için değişik zamanlarda Türk Hava Yolları (THY) çağrı merkezini arayan vatandaşlar ile telefonun diğer ucundaki görevliler arasında ilginç diyaloglar yaşanıyor. THY’den alınan bilgiye göre vatandaşların, çağrı merkezindeki görevlilerle aralarında geçen ilginç konuşmalardan bazıları şöyle:
THY: İyi günler, danışma. Yolcu: İyi günler, bugün nereden bilet alabiliriz? THY: Sadece Taksim ve havalimanı açık bugün. Yolcu: Anladım. Taksim’deki havalimanının telefonunu alabilir miyim? * * * Yolcu: İstanbul’a son uçak kaçta? THY: Nereden? Yolcu: Buradan. THY: Nereden arıyorsunuz? Yolcu: Şehir içinden. THY: Nereden? Yolcu: Erzurum’dan. * * * Yolcu: İyi akşamlar hanımefendi. Trabzon-İstanbul arası ne kadar sürüyor acaba? THY: Bir saniye efendim. Yolcu: Tamam teşekkürler, iyi akşamlar. * * * THY: Ne kadar kalacaksınız Almanya’da? Yolcu: Neden soruyorsunuz? THY: Ona göre bilet keseceğim, onun için. Yolcu: Ee olsun. Ben uçakta kalmayacağım ki otelde kalacağım. * * * Yolcu: Çocuğumla ben uçacağım, oğluma çocuk fiyatı istiyorum, ne kadardı? THY: Çocuğunuzun 12 yaşını aşmaması gerekiyor, kaç yaşındaydı? Yolcu: 32 yaşında. * * * THY: Çocuğun adını alabilir miyim? Yolcu: Mustafa İbrahim S... İ... Hayvan babası böyle bir isim vermiş. Sanki Arap şeyhi ufacık çocuk... Dayısıyım, çok üzülüyorum da çocuğa. Affedersin yani hanımefendi. * * * THY: Hangi numarada oturuyorsunuz beyefendi? Yolcu: Sanayi Mahallesi 14 numara. * * * Yolcu: İyi günler hanımefendi, bir sorum olacaktı. THY: Tabii buyurun. Yolcu: THY ticketing bölümünde çalışanların maaşı ne kadar? * * * Yolcu: İyi günler, ben Almanya’ya gidecektim. THY: Olur hanımefendi, nereye peki? Yolcu: Havaalanına. * * * THY: Uçak akşam 5’te efendim. Yolcu: Doksan beşte mi, çok geç yahu * * * Telefona İngilizce hat geldiğini ekrandan gören personel: THY: Reservation, may I help you? Yolcu: A ben yanlış basmıştım. Şimdi İngilizce bastım diye İngilizce mi konuşmam gerekecek?
* * * Yolcu: Diyarbakır kaç para? THY: 58 milyon 500 bin, indirim belgeniz varsa 32 milyon. Yolcu: İndirim belgesi kaç para?
Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:
'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:
'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.'
Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi:
'Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.' ;
Geçtiğimiz ramazanın Kadir Gecesi'nde teravih namazını kılmak için camiye gittim. Erkekler alt bölümde, kadınlar ise perdeyle ayrılmış üst bölmede hep birlikte namaza durduk. Kadınlar her defasında secdeye 3-4 saniye geç vardıklarından, üstten gelen ses ile bizim hareketlerimiz arasında bir uyumsuzluk başgösterdi. Bu keyfe keder 'senkronizasyon sorunu' mahalle imamımızın, akıllara ziyan bir şekilde duruma müdahale ederek üst kata seslenmesi ile son buldu:
'Bayanlar! Geç ka lmayın, erkeklerle yatıp, erkeklerle kalkın!'
Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
- 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz anonsu gelmiş..
Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarıl ıp telsizin diğer ucundaki memura;
- 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış.
On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
- 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp;
- 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu.
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
- 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'
Logged
Hiç Farkettin mi ? Sana hissettirmeden basit bir dikiz aynandan binlerce km yol akıyor, hayat aslında çabuk geçiyor...
Türkiye ile bağlantılı değil ama yaşanmış 2 öykü... (Alıntıdır)
STANFORD
Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından firlayarak önlerini kesti..
Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?
Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..
Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu.. Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı..
Nasıl olsa bir sure sonra gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı.
Anlaşılan çare yoktu.. Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini bulandırmıstı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu? Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.
Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard´da okuyan ogullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi.
Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki onun anısına okul sınırları içinde bir yere bir anıt dikmek istiyorlardı. Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam" dedi sert bir sesle, "Biz Harvard´da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner..." "Hayır, hayır" diyerek haykırdı, yaşlı kadın.. "Anıt değil.. Belki, Harvard´a bir bina yaptırabiliriz". Rektör yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak "Bina mı?" diyerek tekrarladı. "Siz bir binanın kaça mâl olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptıgımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı.."
Tartışmayı noktaladıgını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi...
Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü :
"Üniversite inşaatına başlamak için gereken para buymuş? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"
Rektor´un yüzü karmakarısıktı.. Yaslı adam başıyla onayladı. Bay ve bayan Leland Stanford, dışarı çıktılar. Doğru Californiaya´ya, Palo Alto´ya geldiler. Ve Harvard´ın artık umursamadıgı oğulları için onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.
Amerika´nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD´u.
ADOLPH VE RUDOLPH'un ÖYKÜSÜ
İkinci Dünya Savasi'nin hemen öncesinde Almanya'da bir kasabada iki kardes ayakkabi yapip satmak üzere bir atölye açarlar; Adolph ve Rudolph Dassler.
Savas sonrasi Adolph, Rudolph'a artik birlikte çalismak istemedigini, kendine ayri imalathane açacagini söyler. Rudolph saskindir. Ufacik kasabada iki kardes ayri imalathanelerde rekabet edeceklerdir.
Kardesine bunun mantikli olmayacagini, bu ufak kasabada zaten insanlarin sayili ayakkabi satin aldiklarini, ikisinin birden iflas edecegini söylese de Adolph bu uyariyi dikkate almaz ve kendine yeni bir ayakkabi imalathanesi açar. Gerçekten de aralarinda kiyasiya bir rekabet baslar. Rekabetleri dogduklari kasaba sinirlarini dahi asar. Iki kardes ayrildiktan sonra birbirlerine küsmüslerdir ve Adolph 1978 yilinda öldügünde tam 29 yildır darginlardir.
Bugün iki firmanin genel merkezi de bu ufak kasaba Herzogenerauch'tadir. Adolph Dassler'in ayakkabi sirketinin adi ADIDAS, Rudolph'un ki ise PUMA'dir.
Logged
Hiç Farkettin mi ? Sana hissettirmeden basit bir dikiz aynandan binlerce km yol akıyor, hayat aslında çabuk geçiyor...
(2) - SÜRÜCÜ ARKADAŞLARA- 01.11.2008 TARİHİ İTİBARİYLE İŞVERENLER PSİKOTEKNİK BELGESİ OLMAYAN SÜRÜCÜLERE TİCARİ ARAÇLARINI VEREMEYECEKLERİ İÇİN İŞİ BIRAKMANIZ DAHİ SÖZ KONUSU OLABİLİR, BU SEBEPTEN DOLAYI BİRAN ÖNCE KAYDINIZI YAPTIRIP BELGENİZİ ALINIZ.
PSİKOTEKNİK BELGESİ 31.10.2008 TARİHİNE KADAR SORULMAZ 01.11.2008 TARİHİNDEN SONRA YAPILACAK UYGULAMALARDA PSİKOTEKNİK BELGESİ BULUNDURMAYAN SÜRÜCÜLERE VE ARAÇ SAHİPLERİNE CEZAİ İŞLEM UYGULANACAKTIR.
Alttaki Şartlarda Aracınız var ise Psikoteknik belgesi almak durumundasınız :
1 ) Kullandığınız araçla ürün taşıması yapmasanız bile ruhsatında kamyon,kamyonet ve kapalı kasa yazıyorsa,
2 ) Araç ruhsatında hususi yazmasına rağmen araç ile irsaliyeli ve faturalı yük nakli yapılıyorsa,
3 ) Renault Kangoo (camlı)ve Palio Van gibi kapalı kasa araçlarınız varsa,
ÖNEMLİ NOT : Trafik kazasına karışan sürücünün PSİKOTEKNİK Değerlendirme belgesi yok ise sigorta şirketleri tarafından hasar ödemesi yapılmamaktadır.
Kısaca sürcülerin belgelerinin olmaması direkt olarak firmanızı etkilemektedir .
Firmanız adına Kayıtlı araçlarınız var ise aracnızı kullanan sürücü arkadaşların PSİKOTEKNİK değerlendirme Belgesiyle trafiğe çıkılması Ulaştırma Bakanlığı tarafından zorunlu kılınmıştır.
Kordinasyon Testi Hız Ve Mesafe Testi Çarpışma Tahmin Testi Tepki Hızı Testi Çevresel Görüş 1 ve 2 Testleri Trafiğe İlişkin Görüş Testi Trafik Ortamında Tepki Testi
SÜRÜCÜLERDE PSİKOTEKNİK DEĞERLENDİRME
Sürücülerin güvenli araç kullanmalarını sağlayan zihinsel özelliklerinin (algı, dikkat, hafıza, muhakeme vb.); Psikomotor yetenek ve becerilerinin (tepki hızı, göz, el, ayak koordinasyonu vb.); tutum-davranış, alışkanlık ve kişilik özelliklerinin (risk alma, saldırganlık, sorumluluk, öz kontrol vb.) ölçülmesi ve sürücülük açısından uygunluğu-yeterliliği hakkında bir sonuca varılmasıdır.
Standart, tarafsız, Bilimsel, Değerlendirme
Psikoteknik merkezimiz güler yüzlü personeli ve üç ayrı şubesiyle müşteri odaklı Tarafsız ,Standart ve Bilimsel kriterlere uygun olarak Psikoteknik değerlendirme, Psikiyatri muayenesi ve sürücü davranış analiziyle sizlere hizmet vermektedir.
(GEÇ KALMADAN BELGELERİNİZİ ALIN)
UYGULAMA;
1. Ön Bilgi Formu ve Trafikteki Durum ve Davranış Testinin doldurulması,
Öncelikle merkezimize başvuran sürücülere Ön bilgi Formu ve TDDT testleri yazılı olarak doldurtulur.
2. PSİKOTEKNİK DEĞERLENDİRME TESTİ
Daha sonra sürücü Trafikent Psikoteknik Değerlendirme cihazına alınarak,
Bilişsel ve Psikomotor yeteneklerini ölçmek amacıyla çeşitli testler uygulanır.
3. PSİKOLOG GÖRÜŞMESİ
Trafikent Psikoteknik Değerlendirme cihazından alınan test sonuçlarıyla birlikte Psikolog görüşmesi gerçekleştirilir.
Bu görüşmede Sürücünün test sonuçlarının değerlendirmesi Psikolog tarafından yapılır.
YÖNETMELİKLER
25.02.2004 tarih ve 25384 sayılı resmi gazetede yayınlanan KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ 60. maddesi 'e' bendine göre profesyonel sürücülere Psikoteknik degerlendirme yapmaktadır. Aynı yönetmeliğin 73 üncü maddesine göre bu değerlendirmeyi yaptırmayan sürücüleri çalıştıran firmalar için para cezası, yetki belgesinin iptali ile ceza koşulları belirtilmiştir.
İLGİLİ KANUN RESMİ GAZETE'DE YAYINLANMIŞTIR.
25.02.2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete(KTY Aslı)
08.09.2004 tarih ve 25577 sayılı Resmi Gazete(1.Değişiklik)
15.12.2004 tarih ve 25671 sayılı Resmi Gazete(2.Değişiklik)
26.02.2005 tarih ve 25739 sayılı Resmi Gazete(3.Değişiklik)
09.09. 2005tarih ve 25931 sayılı Resmi Gazete(4.Değişiklik)
18.01.2006 tarihi ve 26053 sayılı Resmi Gazete(5.Değişiklik)
PSİKOTEKNİK TEST YAPTIRMANIZ YASA GEREĞİ ZORUNLUDUR
T.C Ulaştırma Bakanlığı 4925 Sayılı Karayolu Kanunu
Bu yazı T.C. ULAŞTIRMA BAKANLIĞI Resmi sitesinden alınmıştır.
Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken; - 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz anonsu gelmiş.. Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarıl ıp telsizin diğer ucundaki memura; - 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış. On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş. - 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp; - 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu. Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı: - 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'
eralp Allah canını almasın ya bunlar ne olm koparttın beni akşam akşam valide bakıo bana ne gülüo bu manyak gene die
Logged
If you see me coming Down the street then You know it's time to Go ! and you know it's time to go cause here comes trouble !!!
>> OKURKEN DİKKAT EDİN DE BAŞINIZ DÖNMESİN >> >> >> >>Saygıdeğer Hakim Bey.. >> >>Saygılarımla size açiklama özgürlügümü kullanarak bazi seyleri bildirmek >>istiyorum >> >>Umarım bu durumu en kısa zamanda açıklığa kavuşturursunuz.. >>Su günlerde askerliğe çağırılacağım. >> >>Yasım 24 ve 44 yasında bir dul bayanla evlendim, kendisinin de bir kızı >>var 25 yasında. >>Babam ise bu bahs etmis oldugum kizi ile evlendi. >>Böylelikle Babam, karimin kizi ile evlendigi icin damadim olmus oldu. >>Bunun üzerine kizim da üvey annem olmus oldu babamla evlendigi icin.. >> >>Hanimimin ve benim gecen sene bir oglumuz oldu. >>Oglum hanimimin kizinin erkek kardesi oldu, ayni zamanda Babamin da >>enistesi. >>Birde üveyannemin erkek kardesi oldugu icin dayi oldu. >>Anliyacaginiz benim oglum benim dayim oldu.. >> >>Babamin esi sene sonunda dünyaya bir erkek cocugu getirdi. >>O babamin oglu oldugu icin benimde erkek kardesim, vede kizimin oglu >>oldugu icin de torunum. >>Yani beni torunumun erkek kardesiyim. >>Ayrica bir Annenin evladinin babasi esi olduguna göre bende Esimin Kizinin >>babasiyim vede kizimin erkek cocugunun erkek kardesiyim. >>Kisacasi kendimin büyükbabasiyim.. >> >>Sayin Savci bey sizden ricam beni Askerlik görevimden azl etmenizdir, >>sizde biliyorsunuz ki kanunlarimizda Baba, Ogul ve Torun ayni zamanda >>askerlik yapamazlar.. >> >>Saygilarimla.. >> >>Not: Pskolojik rahatsizliklardan ve >>(!)Ailedeki dengesizliklerden dolayi bu >>genc adam askerlikten men edilmistir.. >>(Dosyasina bu sekilde islenmiştir.)
Logged
Hiç Farkettin mi ? Sana hissettirmeden basit bir dikiz aynandan binlerce km yol akıyor, hayat aslında çabuk geçiyor...