hyundai bile otosan dan çokçok daha küçük bir otomotiv firmasıyken, verilen doğru kararlar sonucu dünya firmaı haline geldi. beğenmediğimiz anadol için yurt dışından birçok ülkeden sipariş gelmesine rağmen, iç piyasadan bu kadar talep varken dışarıya satmak gereksiz gibi bir düşünceyle yapılan hata sonucu dünya devi olma firsatını red etmişler.
stc16 mız vardı ben o arabaya hayrandım.o zamanlar ilkokula gidiodum,babam beni almaya geldiinde herkes 'aaa kara şimşek gelmiş' dediğini hatırlıorum dediğin doğru yanlış kararlar ve dedikodular dalga geçmeler sonucu bu haldeyiz...yok inek anadolu yedi yok bilmem ne...bir de devrim facia sı var...tamamen türk yapımı olan bu arabaya,geçit töreni sırasında benzin konulmuyor.e haliyle stop eden arabanın üretimine geçilmiyor...insan düşnmeden edemiyor;bu kadar şeyi düşünüp araba üreten mühendisler,benzin koymayı mı unuttu?yoksa türkiye nin ilerlemesini istemeyen bazı güçler mi o benzini boşalttı
bi çırpıda okunacak bi kitap. türk otomotiv sektöründe yakın tarihimizde yapılan en büyük hatayı anlatıyor. tavsiye ederim.
+1 Turkiyenin su anda otomotiv sektorunde cok geri oldugunun nedenlerini aciklayan bir kitap.Bende okudum ve herkese ozellikle araclarla ilgili olup foruma giren kisiler kesinlikle okumali.Anadol un ne zorluklarla cok kisa bir surede hazirlanmasindan, aracin deposunda benzin olmayisindan dolayi fabrikanin kapatilmasina kadar giden ve gunumuze kadar gelen bu ayibi anlatiyor.Bu surecin uzerinden cook uzun seneler gecti ama Turkiye de ki sistem halen aynen devam etmektedir. Turkiye de neden kendi aracimizi uretemiyoruz diyen kisiler varsa bu kitabi kesinlikle okumalidir. Saygilar.
1- Sirazlı Şeyh Sadî, "Gülistan" adlı eserini yazdıktan sonra Konya'ya gelmiş, Mevlâna'yı ziyaret ederek, eserinin bir nüshasını takdim eylemişti. Ertesi günü Şeyh Sadî, eseri hakkında Mevlâna'nın fikrini sormuş. Mevlâna'da: — Binemek... Yani, "tuzsuz" demişti. Sadî'nin yüzünde bir hüzün belirmiş, "Nasıl olur?" der gibi yaşlı gözlerle Mevlâna'ya bakmıştı. Mevlâna sözüne bir kelime daha eklemiş: — Helvaest.. Yani, "helvadır" demiş, tuzsuz ama helva gibi tatlıdır, helvaya tuz atılmaz, demek istemişlerdi. Sirazlı Şeyh Sadî, bu sözlerden memnun olmuş. Mevlâna'nın ellerini öpmüştü. 2-http://tr.wikipedia.org/wiki/Kelile_ve_Dimne